Stage 4 Hangi Seviye?
Geceye doğru kaybolan sokak lambalarının ışığı, Kayseri’nin sessizliğine karıştı. Yine yalnızdım, ama yalnız olmanın bana verdiği o tuhaf huzuru seviyorum. Sonra, bir an durdum ve düşündüm: Hayatımda bir şeyler hep eksikti, hep bir şeyler bekliyordum. Ama o gece, bir hastane odasında, beklemekten başka bir şey yapamadım.
O anı hatırlıyorum: Doktorun bana “Stage 4” dediği anı. Yavaşça her şey donmuştu. Duyduklarımı anlamaya çalışırken, kalbimde bir yerlere çakılıp kalmış bir kılıç gibi hissettim. Stage 4… hangi seviye? Kafamda dönen o soruyla birlikte, bir dünya aniden çökmüş gibi hissettim. Ama içimde garip bir umut da vardı. “Bu sadece bir evre, değil mi?” dedim kendi kendime. “Belki de ben hâlâ savaşı kazanabilirim.”
Hayatımı Geri Alma Çabası
Birkaç yıl önceydi, o zamanlar her şey yerli yerindeydi. Hayatımda neyin ne olduğunu, geleceğimin nereye gideceğini gayet iyi biliyordum. İyi bir iş, güzel bir çevre, yakın arkadaşlar ve sevdiklerim vardı. Ama bir sabah, her şeyin bir anda ters döneceğini kimse bana söylememişti. O sabah, sağlığımın bir şeylerin ters gittiğini hissetmiştim, ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Sonra geldi o kötü haber: kanserdi.
“Stage 4” dediler ve kalbimde hissettiğim, o keskin acıyı şimdi bile hatırlıyorum. Stage 4 hangi seviye? En kötü seviye değil mi? Son aşama? Ne yapacağımı bilemedim, ama o an fark ettim ki, hayatta bazen her şey bir anda kaybolabilir. Ve kaybolan şeyleri geri almak, bir ömrü harcamaya değer gibi gözükebilir.
Bir Gün, Bir Gece
Birkaç gün sonra, bir geceyi hatırlıyorum. O gece hastane odasında yatağımda tek başımaydım. Birkaç kez telefona bakıp, mesaja dönüş yapmayı düşündüm. Ama herkesin içindeki o korkuyu görmek, bana daha fazla yük olacaktı. O yüzden, sadece bir geceyi kendimle geçirmeye karar verdim. Korkularımı, umutlarımı, yaşadığım her anı kendi içimde tartmaya başladım.
O gece, bir yanım hala çıkmak istiyordu. “Bu sadece bir evre,” diyordum, ama diğer yanımda bir çığlık vardı: “Stage 4, bu gerçekten son mu?” Bunu düşündüm ve gözlerim doldu. “Bunu kabul etmem gerekmiyor, değil mi?” dedim.
Bir yanda ölüm, diğer yanda hayat… Şimdi buna bakınca, o geceyi hatırladıkça, hayatta ne kadar küçücük şeylerin büyük anlamlar taşıdığını fark ediyorum. O gün ne kadar çok sevdiğimi hissettim. Her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu, ne kadar değerli olduklarını düşündüm. O kadar çok sevdiğim insan vardı ki, onların beni ne kadar çok sevdiğini bildiğimde, içimde bir güç doğmuştu.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Stage 4, evet… en kötü aşama olabilir, ama aynı zamanda bana şu gerçeği de hatırlatıyor: Korkularım bana güç verebilir. O anı hatırladıkça, içimde bir şeyler daha belirginleşiyor: Hayal kırıklığım vardı, ama daha fazla umut da vardı. Belki de yaşamayı, sadece hayatta kalmayı değil, yaşamanın ne demek olduğunu öğrenmiştim. Stage 4’ün o son aşamasına bakarken, hala o umut ışığını, yaşamak için bir neden bulmayı hayal ediyordum.
Bir gece, belki bir sabah, belki de çok daha sonra, bir bakacağım: “Bunu başardım mı?” diye soracağım kendime. Ama o gece, yalnızca şu gerçeği kabul ettim: Hayat, her evrede farklıdır ve bazı şeylerin ne kadar zorlayıcı olursa olsun, insanın gücü de oradadır. Stage 4, en zoru olabilir, ama belki de en değerli derslerin çıktığı yer burasıdır.
Sonuçta Ne Değişti?
Zaman geçtikçe, her şeyin aynı kalmayacağını, bazı şeylerin değiştiğini kabul ettim. Bir hastane odasında kaybolan geceyi hatırladıkça, hayatın küçücük ama büyük anlarına daha çok sarılmaya başladım. O eski “Stage 4” kelimeleri kulağımda çınlarken, artık anlıyorum ki, son değil, başlangıç olabilir.
Evet, bu aşama zorlayıcı, belki de en zorlayıcı olanı ama bir şey öğrendim: Herkesin hayatta olduğu bir evre vardır ve bu evreyi kabul etmek, kendimize ve başkalarına nasıl bir ışık olacağımızı gösterir. Stage 4, bazen, hayatta kalmanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatır. Hayal kırıklığına uğramak, daha da güçlü olmanıza neden olabilir.