Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Eğitimcinin Mutfak Deneyiminden Pedagojik Bir Yolculuk
Bazen en etkili öğrenme deneyimleri sınıfın dışında, mutfakta, bir kek karışımının içinde saklıdır. Bir eğitimci olarak her gün öğrencilerime “öğrenmek sadece bilgi edinmek değil, bakış açını dönüştürmektir” derim. İşte tam da bu yüzden, bir gün öğrencilerimle “Hamur kabartma tozu ve karbonat aynı şey mi?” sorusunu tartışırken, aslında öğrenmenin özüne dair bir dersin içinde bulduk kendimizi. Basit bir mutfak sorusu, bilişsel yapılandırmacılığın (constructivism) mükemmel bir örneği haline gelmişti.
Hamur Kabartma Tozu ve Karbonat Aynı Şey mi?
Bilimsel Açıdan Farkları
Hamur kabartma tozu ve karbonat sık sık birbirine karıştırılır; ancak kimyasal olarak farklı işlevlere sahiptirler.
Karbonat (sodyum bikarbonat), tek başına bir asit kaynağına ihtiyaç duyar. Yani limon suyu, yoğurt veya sirke gibi bir bileşenle etkileşime girerek karbondioksit gazı üretir ve hamuru kabartır.
Hamur kabartma tozu ise içinde zaten bir asit (genellikle tartarik asit veya krem tartar) barındırır. Bu nedenle, ekstra asit eklemeden de hamuru kabartabilir.
Bir başka deyişle, karbonat bir “reaksiyon başlatıcı” iken kabartma tozu “hazır bir sistem”dir. Bu küçük fark, aslında eğitimdeki öğrenme yaklaşımlarını düşündürür: Bazı öğrenciler kendi öğrenme asitlerini (motivasyonlarını, meraklarını) kendileri üretirken; bazıları, hazır yapılarla (rehberlik, destek, yönlendirme) öğrenir.
Öğrenme Teorileriyle Bağlantı
Bu farkı öğrenme teorileri açısından ele alırsak, karbonat bireysel öğrenmeyi, kabartma tozu ise rehberli öğrenmeyi temsil eder.
Piaget’in yapılandırmacı yaklaşımına göre öğrenme, bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu inşa edilir. Tıpkı karbonatın asitle buluşmadan işlev görememesi gibi, birey de anlamı ancak çevresel uyarıcılarla yapılandırır.
Öte yandan, Vygotsky’nin sosyokültürel teorisi ise öğrenmeyi toplumsal bir süreç olarak görür. Kabartma tozu gibi, bireyin içinde zaten potansiyel vardır; ama bu potansiyelin açığa çıkması için sosyal etkileşim gerekir.
Burada asıl pedagojik çıkarım, her öğrencinin “kabarma yöntemi”nin farklı olduğudur. Kimisi kendi öğrenme enerjisini üretirken, kimisi çevresel destekle büyür. Bir eğitimci için bu farkı anlamak, öğretimin merkezinde yer alır.
Pedagojik Yöntemlerle Günlük Hayatı Birleştirmek
Deneysel Öğrenme ve Mutfak
David Kolb’un deneyimsel öğrenme modeline göre, bilgi en iyi şekilde deneyim, düşünme, kavrama ve uygulama aşamalarıyla öğrenilir.
Bir kek tarifi denemek, öğrenciler için soyut kimya kavramlarını somutlaştırmanın mükemmel bir yoludur. “Neden hamur kabarmadı?” sorusu, yalnızca mutfakta değil, öğrenme sürecinde de geçerlidir.
Belki de öğrenci, doğru içeriğe (bilgiye) sahipti ama doğru tepkiyi (öğrenme stratejisini) oluşturamadı.
Yansıtıcı Düşünme: Öğrenmeyi Kabarma Süreci Olarak Görmek
Öğrenme, tıpkı bir kekin fırında pişmesi gibi zaman ister. Hızla yükselmek bazen sönmeye yol açabilir. Öğretmen, fırının sıcaklığını ayarlayan kişidir; ne çok sıcak, ne çok soğuk. Bu, pedagojik dengedir.
Bu bağlamda, öğretmenlerin öğrencilerine sormaları gereken temel sorular şunlardır:
– Öğrenme sürecinde seni kabartan şey ne?
– Kendi içsel motivasyon asidini bulabildin mi?
– Yoksa senin için uygun kabartma tozu hangisi: bireysel mi, toplumsal mı?
Toplumsal ve Bireysel Öğrenme Üzerine Düşünmek
Hamur kabartma tozu ve karbonat, toplumsal öğrenme açısından da metaforik anlamlar taşır.
Toplum, bir fırın gibidir; bireyler farklı içeriklerle karışarak birlikte kabarır. Ancak her bireyin kimyası, farklı tepkiler verir.
Eğitim politikalarının, bireyin kendi reaksiyonunu gösterebilmesine izin verecek esneklikte olması gerekir. Aksi takdirde, herkes aynı karışıma dahil edildiğinde, bazıları fazla kabarır, bazıları söner.
Sonuç: Bir Kekten Fazlasını Öğrenmek
Hamur kabartma tozu ve karbonat aynı şey değildir; ama ikisi de öğrenmenin farklı yollarını temsil eder.
Öğrenme, sadece bilgi değil, bir kimyasal dönüşümdür — hem zihinsel hem duygusal.
Bir eğitimci için önemli olan, öğrencinin kendi “öğrenme tepkimesini” bulmasına rehberlik etmektir.
Ve belki de en önemli soru, hem mutfakta hem sınıfta aynıdır:
Senin öğrenmeni kabartan şey ne?